BONZAİ TEHLİKESİ

   BONZAİ TEHLİKESİ ……

Ülkemizde son günlerde artan genç ölümleri hepimizi üzmekte, bu sayıda uyuşturucu ve özellikle esrar bağımlılığını yazmaya karar verme nedenim esrar ve özellikle sentetik esrar molekülleri ile ilgili bilgilendirme yapmak. Öncelikle uyuşturucu madde ve bağımlılık kavramlarına bakarsak; İnsanlarda sakinleştirici, keyif veren, uyuşturucu veya uyarıcı etkileri olan, giderek daha fazla alma isteği doğuran, bırakıldığında yoksunluk belirtileri oluşturan kimyasal maddelere ve ilaçlara uyuşturucu madde adı verilir. Madde bağımlılığı ise ruhsal ve fiziksel olarak madde kullanımını sürdürme gereksinimi olarak tanımlanmaktadır. Bir başka deyişle bağımlılık, bir maddenin yaşamı ve sağlığı olumsuz etkilemesine karşın, kullanımının devamı ve madde alma isteğinin durdurulamaması durumudur.

Esrar ülkemizde genelde” ottur zararı yoktur” yaklaşımı nedeni ile sık kullanılan bağımlılık yapıcı bir maddedir. Orta Asya ve Çin’de en az 4000 yıldır kullanılan Hint keneviri bitkisi Cannabis sativa dayanıklı, aromatik yıllık bir bitkidir. Ondan üretilen madde esrar (cannabis) olarak isimlendirilir. Tahminlere göre esrar dünyada en çok kullanılan yasadışı maddedir. Marihuana, kenevir, ot gibi farklı isimlerle anılır. Sentetik esrar (Sentetik THC, Bonzai, Jamaican, Jamaican Gold vb.), esrara benzer etkilere neden olan sentetik bir psikoaktif maddedir. Kurutulmuş, parçalanmış bitki ve kimyasal ekler zihin değiştirici etkiden sorumludur.Bonzainin (Sentetik THC, Jamaican, Jamaican Gold vb.) değişik bitkilerden elde edilen doğal bir madde olduğu şeklinde yanlış bir bilgi kullananlar arasında kabul görmektedir. En yaygın kullanılan ismi ile bonzai (Sentetik THC, Jamaican, Jamaican Gold vb..) bazı kurutulmuş bitkileri içerir, ancak yapılan analizler aktif etken maddenin sentetik kannabinoid olduğunu göstermektedir. Bonzai kullanımı gençler arasında giderek yaygınlaşan bir maddedir. Bu maddenin bitkisel yani doğal olduğunu düşünmeleri, kimyasal içeriği ve zararlı etkileri konusunda yeteri kadar bilgiye sahip olmamaları, ücretinin düşük olması ve kolay ulaşılabilir olması sık kullanımında etkili olabilmektedir.

Esrar kullanımına bağlı ağız kuruluğu, açlık, gözlerde kızarma kan basıncının artması ve alınan miktara bağlı olarak çarpıntı sık görülen etkileridir. Kronik kullanımında testesteron düzeyi ve sperm sayısının azalması, kadınlarda kısırlık ve yeni doğan bebeğin düşük doğum ağırlığa sahip olması görülebilir. Dikkat ve tepkilerde yavaşlamaya sebep olur. Kimi kişide ise bunun aksine kimi zaman kaygı, sıkıntı, yoğun korku hissi, panik ataklara yol açabilir. Esrarın kişi üzerine etkisi içilecek esrarın gücü, içecek olan kişinin esrardan beklentisinin ne olduğu, beraberinde alınan alkol veya başka maddenin varlığı ve esrarı alış şekli gibi birçok faktöre bağlıdır. Esrarın huzursuzluk, uykusuzluk, iştah azalması, kilo kaybı ve tahammülsüzlük gibi psikolojik ve fizyolojik yoksunluk belirtileri vardır.

"Bonzai kokainden çok daha ağır bir maddedir, bu zamana kadar bonzai'nin içindeki maddelerin sadece ve sadece 1/4'ü tespit edilebilmiştir.. Kalp atışlarında şiddetli hızlanma, kalp krizi hissi, paranoya, aşırı terleme ve endişe/kaygı düzeyinde ciddi artışa neden olur. Bonzai kimyasaldır, sadece esrarın etkilerine biraz benzeyen yapay bir uyuşturucudur. Etkisi ilk başlarken 30-40 saniye esrarın etkilerine yakın bir etki yapar; sonrası zehirlenme, kalp atışı hızlanması, uyuşma ve felç riskini ortaya çıkarır.

 

Bir kişinin esrar kullandığı nasıl anlaşılır?

Kullanım sonrasında denge kaybı, gözlerde kızarma, reflekslerin yavaşlaması, unutkanlık görülebilir. Esrarın etkisi geçtikten sonra ise uyku hali, yorgunluk ve huzursuzluk gözlemlenir. Esrar kullanımına bağlı duygu-düşünce bozuklukları son yıllarda biz psikiyatristlerin sıkça görmeye başladığı bir durumdur. Özellikle uzun süre ve yüksek miktarda esrar kullanan kişilerde ani başlayan ve kimi zaman birkaç saat, kimi zaman birkaç gün süren halüsinasyon, duygusal gel-gitler, bilinç bulanıklığı ve varsanılardan oluşan bir tablo gelişir. Esrarın beyne olan etkisi bununla sınırlı değildir. Esrar kullanımına bağlı beyinde atrofi denilen beyin hacminin azalması ve yıkımı da söz konusudur. Esrar gibi maddeler insan beynindeki önemli kimyasalların aşırı tüketilmesine, eksilmesine ve bunun neticesinde de ruhsal bozukluklara sebep oluyorlar. Depresyon, panik, korku, kaygı, paranoya, takıntı rahatsızlıkları bunlardan bazılarıdır. Ancak çok daha önem arz eden bozukluk şizofrenidir. Son zamanlarda ani gelişen şizofreni vakalarında akla ilk esrar gelmektedir.

Madde kullanan bir genci tanımak için dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:   
· Geceleri çok sık dışarı çıkması ve bar disko gibi eğlence yerlerine çok sık gitmeye başlaması   
· Eski arkadaşlarını bir bir ve kısa sürede terk edip yeni ve çok sık beraber olduğu yeni arkadaşlıklar kurması ve kim olduklarından ailesine bahsetmemesi   
· Gece saatleri bile olsa gelen bir telefonla apar topar dışarı çıkması veya cevapsız telefonların sayısında belirgin artış olması   
· Çok para harcamaya veya istemeye başlaması   
· Ona ait olmadığını bildiğiniz eşyalarla gelmesi ve bunları bir daha görememeniz    
· Ani kilo kayıpları ve iştah sorunlarının olması   
· Uyku düzeninin bozulması   
· Göz çevresinde kızarmalar, donuk bakışlar olması    
· Elde ve vücutta daha önce görmediğiniz titremelerin olması ve daha birçok aniden değişen sosyal ve fiziksel şartların olması.  

Tanı:

-İdrar tahlili:  En sık kullanılan tanı yöntemidir. İdrarın en fazla 3 saat içinde verilmiş ve taze olması gereklidir. İdrar numunesinde ecstasy kullanıldıktan sonra en geç 48 saat, esrar 4 gün, kokain 48 saat, LSD 36 saat, eroin 4 gün sonra tespit edilebilmektedir. Alınan uyuşturucu uyarıcı madde (esrar, eroin, kokain, ecstasy vb..) miktarına ve bireysel bazı özelliklere göre tespit edilebilme süresi farklılık gösterebilmektedir.

-Kan tahlili: Madde kullanımından çok kısa bir süre sonra yapılırsa güvenilir sonuçlar verebilir. Bu yöntemin dezavantajı, kan alma işleminin madde kullanıcıları için sorun yaratabilecek olmasıdır. Ayrıca kanın alınması, taşınması, saklanması ve analiz edilmesi için çok özen gösterilmelidir.

-Saç teli analizi. En yeni biyolojik yöntemlerden biri de saç teli analizidir. Bu yöntemle kişinin uzun bir dönem içinde madde kullanılıp kullanılmadığı ortaya çıkar. Saç teli ayda ortalama 1 cm. uzadığı için, saç telinin her santimindeki madde yoğunluğu farklı olmaktadır. Saç teli incelendiğinde madde kullanılmaya başlandığından itibaren geçen süreç ortaya çıkar. Bazı kısıtlılıkları olmakla birlikte, saç teli örneğinin incelenmesi bireyin madde kullanım öyküsünü detaylandırabilir. Hastanın maddeden arındığını iddia ettiği dönemde ve düzenli aralıklarla idrar testi yapılamadığı zamanlarda, kişinin madde kullanıp kullanmadığını göstermek amacıyla saç analizi önerilebilir. Bu testi yaparken hastanın işbirliği gerekir.

 

Tedavi basamakları:

  • Önce esrarın zararlı olduğunu, kişinin bağımlı olduğunu ve tedavi olması gerektiğini kabul ettirmek

  • Yoksunluğun Tedavisi: Bunun için bağımlılığın şiddetine göre ya dışarıdan ya da hastaneye yatırılarak gerekli tıbbi müdahale yapılmalıdır. Esrar bağımlılığı tedavisine başvuran kişiler genellikle ilerlemiş bir tabloyla başvurduklarından hastaneye yatırılma ihtiyacı hissederler. Çünkü bu aşamada dışarıda esrardan uzak kalmak oldukça güçtür. Bağımlı bireyin gerek bedensel gerekse ruhsal olarak toparlanması ve güçlü bir şekilde taburcu edilmesi moral ve motivasyon açısından çok önemlidir. 

  • Hastane Tedavisi: Hastanede geçen zamanın sadece ilaç ve gözetimle geçirilmemesi gerekir. Çünkü hastane süreci kişi için büyük bir fırsattır. Bir ay yatan bir kişinin etkin bir psikoterapi programına alınması uygun olur.

  • Hastane sonrası: Hastane sürecinden sonra yoğun bir psikoterapi ve sosyal destek programı uygulamak gerekir. Bu aşamada davranışçı bir takım uygulamaları da devreye sokmak önemlidir. Bireysel psikoterapiye periyodik idrar kontrolleri, aile eğitimini, aile ve grup terapilerini ilave etmek tekrar kullanımları engellemektedir.

 

Çocuklarımız hepimiz için çok önemli madde kullanımından korunmanın en iyi yolu çocuklarımızla kurulan sevgiye dayalı, onların birey olmalarını kabul eden bir yaklaşımdır.