Tik bozuklukları

Tik bir grup kasın istem dışı, hızlı ve aralıklarla kasılmasıdır. Bu kasılmalar anidir ve tekrarlayıcıdır. Tiklerin genel özelliği nöbetler halinde ortaya çıkmalarıdır. Bireyler çoğunlukla tiklerinin farkında değillerdir. Tikler günlük hayatı olumsuz etkileyecek boyutlara kadar ulaşabilir. Tik bozuklukları, genetik, biyolojik ve stresle yakından ilişkilidir. Tedavi yöntemi olarak psikoterapi ve ilaç tedavisi uygulanmaktadır.

Bipolar bozukluklar

Ruh halinde dönemsel değişikliklerin yaşandığı bir hastalıktır. Manik dönemden depresyona kadar iki uç noktayı ayrı ayrı yaşarlar. Manik dönem, hareketin arttığı, aşırı konuşmanın olduğu, düşünmelerde hızlanma ve daha az uyku ihtiyacının olduğu bir dönemdir. Hastalığın depresyon döneminde tam tersi durumla karşı karşıya kalırlar. Ağlama, değersizlik, enerji kaybı, uyku problemleri, hazkaybı gibi durumlar ortaya çıkmaktadır. Her yaşta görülebilir. Genellikle 20li yaşlarda başlamaktadır.

Bipolar 1

Kişi en az bir mani dönemi geçirmişse bipolar bozukluk tip 1 tanısı alır.

 

Bipolar 2

En az bir depresyon ve hipomani geçirmişse bipolar bozukluk tip 2 tanısı alır.

 

 

Siklotimi bozukluğu

Mani ve depresyon belirtilerinin en az iki yıl içinde daha hafif seyrettiği kronik bir duygu bozukluğudur. Depresif evresinde kişinin duygu durumu hüzünlüdür. Bu bozukluğun ana özelliği, manik epizod ölçütlerine ve major depresif epizod ölçültlerine ulaşamayan depresif belirtilerin, kronik bir şekilde dalgalanmasıdır.

 

Majör depresyon

Depresyon bir duygu durum çökmesidir. Major depresyon beyni etkileyenciddi bir hastalıktır. Hastalık olarak tanı konulabilmesi için şikayetlerin en az iki haftadır devam ediyor olması gerekmektedir. Kişide ilgi ve istek kaybı, zevk alamama, iştah artışı ya da azalması, uykusuzluk ya da uyku artışı, yorgunluk, hareketlerde yavaşlama, bitkinlik, kararsızlık, değersizlik, suçluluk duyguları, kendine zarar verme gibi düşünceler en az iki haftadan fazla sürüyorsa depresyon düşünebiliriz. Biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin birleşimi sonucu depresyon gelişir. Depresyonun tedavisinde ilaç ve psikoterapi önemli yer tutmaktadır.

Premenstrüel disfori bozukluğu

Premenstürel disforik bozukluk, doğurganlık çağındaki kadınların büyük bir kısmında adet kanaması dönemi yaklaşırken görülen, fiziksel yakınmalar kadar ruhsal değişimlerin de eşlik ettiği tablodur. Belirtiler: sinirlilik, gerginlik ,duygusal dalgalanmalar ve öfke başlıca yakınmalarıdır. Tedavisinde ilaç ve psikoterapi önemli yer tutar.

 

Özgül fobi

Belirli nesnelerden bir takım durumlardan sürekli olarak korku duyulmasıdır. Tanının konulabilmesi için, yaşanan korkunun yüksek düzeyde olması, sıkıntı yaratması ve işlevselliği bozması gerekmektedir. Kognitif davranışçı tedavi yöntemi ile nesne ve durumların gerçekte bir tehlike oluşturmayacağı konusunda çalışılır.

 

Sosyal fobi

Sosyal ortamlarda yaşanan kaygı durumudur. Kişi yeni bir ortama girdiğinde kaygılanır, endişeli bir hal alır. Kendini ifade etmekte  zorlanma, çarpıntı, ellerde titreme, sesinde kısılma gibi düşüncede blokaj bu tabloya eşlik eder. Bu durumları yaşamamak için toplumdan geri çekilirler. Geri çekilme ile birlikte sorunlar giderek artar. Kişinin durumuna göre ilaç tedavisi ya da psikoterapi desteği ile birlikte yürütülür.

Panik bozukluk

Birden başlayan on dakikada en yüksek düzeye ulaşan ve yoğun rahatsızlık duyma durumudur. Çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, göğüs darlığı, mide bulantısı, bayılacak gibi olma, ürperme, ateş basması, karın ağrısı gibi belirtilerden dört ya da daha fazlasının aynı anda olması panik bozukluğunun belirtilerindendir. Kişi yaşamış olduğu ataklar sırasında yaşadığı olumsuz belirtiler sonucu, tekrarlamasına karşı bir korku yaşar. Bedenine odaklanır ve dikkat etmeye başlar. Benzer belirtiler yaşamaya başladığını hissettiği anda kendini rahatlatmak için çözüm yolları arar. İlaç kullanabilir vb. Bu gibi davranışlar panik atağın panik bozukluğa dönmesine sebep olur. Panik bozukluğu tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Panik bozukluğun tedavisinde etkili bulunan ilaçlar vardır. Ancak ilaç tedavisi bittikten sonra şikayetler tekrar edebilir bu nedenle ilaç kullanılsa bile kognitif-davranışçı terapi önerilmektedir.

 

 

Yaygın kaygı bozukluğu

Sürekli ve aşırı şekilde kaygılanma halinde olma durumudur. Kişiler kaygılarının aşırı olduğunun farkındadırlar fakat kendilerini kontrol edemezler. Tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaç tedavisi ve psikoterapi ile desteklenmelidir.

Agorafobi

Alan korkusudur. Endişeli, panik içinde bulunduğu yerden kaçamayacağı hislerini taşır. Halka açık yerlerde bulunmaktan, seyahat etmekten, alışveriş yapmaktan korkar. Kalabalık ortamlarda yardım çağrısının cevapsız kalacağını düşünmektedirler. Genetik, biyolojik ve psikososyal etkenlerden kaynaklı oluşmaktadır. İlaç ve psikoterapi desteği ile tedavi edilir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk​

Obsesif kompülsif bozukluğu kişide kontrol edilemeyen yinelenen düşünceler, tekrarlanan davranışlar döngüsü oluşturulan bir hastalıktır. Düşüncelerin yarattığı kaygı nedeniyle davranışları acil olarak gerçekleştirme ihtiyacına neden olur. Neden oluştuğu tam olarak bilinmemekle birlikte biyolojik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu gözlemlenmektedir.Yaygın obsesyon belirtileri: günahkar düşünmekten korkma, pislenmekten korkma, düzen simetri ihtiyacı, hata yapmaktan korkma gibi düşüncelerdir. Yaygın kompülsiyon belirtileri: saatlerce yıkanma, el yıkama, kapı kilidi ocak gibi şeyler çok sık kontrol etme, kapı tokmağını tutmayı ve el sıkışmayı reddetme, belirli kelimeleri tekrarlama gibi davranışlar görülmektedir. OKB tedavi yöntemi ilaç ve kognitif davranışçı terapidir. Bu teapi felaketler içeren abartılı düşünceleri azaltmaya ve ortadan kaldırmaya odaklıdır.

 

Beden algısı bozukluğu

Kişinin bedeni ve dış görünümü konusunda endişe duyma halidir. Dış görünüşünü kontrol etmek için oldukça fazla zaman harcamaktadır. Aynada kontrol etme, üzerine çeki düzen verme, vücutlarının beğenmedikleri kısımlarını saklamaya çalışmak gibi çok sık tekrar edici davranışları vardır. Biyolojik ve psikolojik nedenlerle ortaya çıkmaktadır.İlaç tedavisine eşlik eden psikoterapiler ile tedavi edilebilmektedir. Kognitif davranışçı terapi ve hipnoterapi yöntemi oldukça fayda sağlamaktadır.

Biriktiricilik bozukluğu

Sahip olunan şeylerin ihtiyacına uygun olmasa dahi elden çıkarmakta zorlanılmasıdır. Eşyaların yığınlar halinde biriktirildiği, hatta bu durumdan dolayı evde yaşanacak alan kalmamasına kadar biriktirildiği gözlemlenmektedir. Yalnızca eşyalarla sınırlı kalmayabilir onlarca, yüzlerce hayvanı tehlikeli bir şekilde biriktirebilirler. Biriktirdiklerini atmak düşüncesine karşı yoğun bir stres duyarlar. Genetik, biyolojik, çevresel ve psikolojik birçok faktör sonucu oluşabilmektedir. Biriktiricilik bozukluğu tedavi edilebilir. Tedavisinde ilaç ve psikoterapi desteği fayda sağlamaktadır.

 

Trikotillomani

Saç yolma hastalığıdır. Kişinin saçını tekrar tekrar koparması ile oluşan bir hastalıktır. Bir çok nedenden dolayı ortaya çıkabilir fakat çoğunlukla travmalar nedeniyle ortaya çıkmaktadır.Saçlarını yolmadan önce gergin ve kaygılıdırlar. Bu kişiler yaptıkları eylemden haz duyarlar ve saçlarını bilerek yolarlar. Saçlarını yolduktan sonra rahatlama hissi yaşarlar. Daha sonra seyrekleşen saçlar nedeniyle kafa derisinin ortaya çıkmasıüzüntü ve pişmanlık hissi yaşatmaktadır.Bu hastalıkta erken teşhis büyük önem taşımaktadır. İlaç tedavisi ve psikoterapiile desteklenmektedir.

 

Deri yolma bozukluğu

Dokunun harap olmasına yol açan ve cildin aşırı derecede yolunması, koparılması davranışıdır. Davranışlar hastalık haline geldiğinde, keskin aletler kullanılabilir ve cilde verilen zararlar ağırlaşabilir. Bu kişiler sıklıkla kaygı, iç sıkıntısı, korku yaşarlar. Deri yolma tekrarlayıcı bir davranıştır. Bozukluğun sebebi tam olarak bilinmemektedir. Tedavi yöntemi olarak ilaç kullanımı, kognitif davranışçı terapi ve hipnoz önerilmektedir.

 

Travma sonrası stres bozukluğu

Travmatik olaylardan sonra zamanla iyileşme gösteririz fakat bazı kişiler aylar, yıllar geçse bile iyileşme gösteremeyebilirler. Travmanın yarattığı kaygı ve stresle devamlı olarak yaşarlar. Sürekli aklına travma anıları geliyorsa,kişi travmayı hatırlatan yerlerden uzak durmaya çalışıyorsa, sürekli tetikte yaşıyorsa travma sonrası stres bozukluğu yaşıyor olabilir. Tedavi yöntemlerinden bazıları: kognitif davranışçı terapi, EMDR ve ilaç tedavisidir.

 

 

Akut stres bozukluğu

Belirtilerin travmatik olaydan sonraki 4 hafta içinde ortaya çıkması ve bozukluğun en az 2 gün en fazla 4hafta sürmesi akut stres bozukluğunu düşündürür. Travma sonrası stres bozukluğundan tek farkı zamanlamasıdır.

 

Dissosiyasyon bozukluğu

Dissosiyasyon, kelime anlamı ayrılma,dağılma, çözülme anlamlarını taşımaktadır. Bedensel yakınmalar, kronik ağrılar, intihar düşünceleri gibi belirtiler görülebilmektedir. Ani ve orantısız davranım biçimleri gösterebilirler. Çocukluk döneminde yaşanan travmalar sonrası bir savunma düzeneği olarak dissosiyasyon travmadan uzaklaşmayı sağlayarak, travmanın kişinin yaşamı üzerindeki etkisini de geciktirmektedir. İlaç tedavisi ve psikoterapi uygulanır. En önemli kısmı psikoterapi oluşturmaktadır.

 

Disosiyatif bozukluk

Disosiyatif bozukluk çeşitli ruhsal sıkıntılar veya travmatik olaylar sonucu kişinin bellek ve kimlik sorunlarının ortaya çıkması durumudur. Çocukluk dönemi yaşanan travmatik olaylar ile disosiyatif kimlik bozukluğu arasında anlamlı bir ilişki vardır. En çok doktora başvuruya neden olan belirtisi bayılmadır. Bayılmalar, çırpınma, kasılma gibi kendini gösterebilmektedir. Etrafında konuşulanları duyabilir ancak cevap veremez. Kendine gelirken saldırgan davranışlarda bulunma gözlemlenebilmektedir. Tedavide ailenin doktorla iş birliği içerisinde olması önemlidir. Uzun süreli tedaviler ile başarılı sonuçlar elde edilebilinir.Tedavisinde psikoterapi, ilaç tedavisi, hipnoz kullanılmaktadır

 

Depersonalizasyon-Derealizasyon

 

Sıklıkla beraber görünürler. Depersonalizasyon, kişinin kendini dışarıdan seyrediyormuş gibi hissederek bedeninden sürekli ayrılma hissi yaşamasıdır. Derealizasyon ise, kişinin çevresini gerçek dışı bir şekilde algılamasıdır. Tedavi yöntemi olarak ilaç tedavisi ve psikoterapi önerilmektedir.

 

Bedensel belirti bozuklukları ve ilişkili bozukluklar

Fiziksel belirtiler ya da sağlıkla ilgili aşırı ilgili olmaktır. Sıksık büyük harcamalara neden olan tıbbi tedavi girişimlerinde bulunurlar. Birden fazla doktora gidip sürekli farklı ilaç kullanmayı denemektedirler. Bu durum rahatsız edici boyutlara ulaşmışsa, aşırı kaygı ve endişe yaşanıyorsa, en az altı aydır bu durum sürüyorsa bedensel belirti bozukluğu vardır diyebiliriz. İlaç tedavisi ve kognitif davranışçı terapi ile desteklenmelidir.

Hastalık kaygısı bozukluğu

Bedensel belirtilerin, sağlıkla ilişkili bilgilerin hayatı tehdit edici bir hastalıkolarak yanlış yorumlanmasına bağlı endişe, korku ve inançlardır. Doktora gittiklerinde bir şeyin yok diye duysa bile ikna olmamaktadırlar. Biyolojik, psikolojik ve sosyal bir çok etken vardır.İlaç tedavisi ve psikoterapi ile desteklenmelidir.

 

Anoreksiya nevroza

Çok zayıf olmalarına rağmen kendilerini şişman hissederler ve aynaya baktıklarındakendilerini kilolu bulurlar.Kilo almaktan çok korkmaktadırlar. Bazen aşırı yeme döngüsüne girerler ve diyet, kendini kusturma ve aşırı egzersiz yapma gibi davranışlarda bulunurlar. Anoreksiya nevroza’nın uzun süreli bir hastalık olduğu ve hastaların yakın psikiyatrik takibinin gerektiği, belirli iyileşme dönemlerinin ardından yeniden aralıklarla alevlenebileceğini unutmamak gerekmektedir.

 

Bulimia nevroza

Bulimiya Nevroza hastaları sık sık tekrarlayan yeme nöbetleri geçirir. Yeme nöbetleri sırasında hastalar kendilerini kontrol edemez. Nöbet geçtikten sonra, bu davranışlarını telafi etmeye çalışırlar ve aç kalma, kendini kusturma, fazla miktarda müshil kullanma, aşırı egzersiz yapma gibi davranışlarda bulunurlar. Psikoterapi desteği tedavide önemli yer tutmaktadır.