otizm-.jpg

ÖZGÜL ÖĞRENME BOZUKLUĞU

 

Özgül öğrenme bozukluğu, bireyin normal veya normal üstü zekaya sahip olduğu halde yaşıtlarına göre okuma, yazma, matematik, muhakeme alanlarında beklenen başarıyı gösterememesidir.

Öğrenme bozukluğunun çeşitleri şunlardır;

  • Disleksi: okuma güçlüğü

  • Disgrafi: yazma güçlüğü

  • Diskalkuli: matematik güçlüğü

  • Sözel olmayan öğrenme güçlüğü: görsel, motor ve sosyal becerilerde güçlük

 

Okumayı öğrenmede gecikme, yavaş okuma, hatalı okuma, okuduğunu anlama ve yorumlamada güçlük, harfleri tanıma ve yazmada güçlük, harfleri ya da rakamları ters yazma, ters okuma, zihinden işlem yapmada güçlük, yönleri geç öğrenme, karıştırma, sembolleri birbiriyle karıştırma, görsel algıda problem yaşama, sözel olmayan mesajları algılayamama, kavramları karıştırma, bellek ve dikkatte problem yaşama gibi belirtiler, özgül öğrenme bozukluğunun belirtilerindendir.

disleksi (1).jpg

OTİZM

Otizm; erken çocukluk çağlarında belirtilerin gözlendiği bir nöro-gelişimsel bozukluktur.  Çocuğun başkaları ile göz teması kuramaması, adı ile seslenildiğinde bakmaması, söylenenleri duymuyor gibi davranması, bazı sözleri tekrar tekrar alakasız ortamlarda söylemesi, oyuncaklarla oynayamaması, parmağı ile bir şeyi gösterememesi, yaşıtlarının oynadığı oyunlara ilgisiz kalması, akranlarına göre konuşmada geri kalması, sallanma, çırpınma veya aşırı hareketli olması, gözlerinin bir noktaya takılıp kalması, eşyaları döndürme, sıraya dizme, rutin değişikliğine aşırı tepki vermesi, kucaklamak isteyene tepki verip ona yönelmemesi otizmin başlıca belirtilerindendir.

dehb.jpg

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

 

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, dikkatin kolayca dağılması, konsantrasyon güçlüğü, normalin üstünde hareketlilik ve düşünmeden hareket etme, dürtüsellik şeklinde kendini gösterir. Çocuklukta başlar ve etkileri yaşam boyu görülebilir.

Dikkatin kolayca dağılması, ayrıntıları gözden kaçırma, yönergeleri takip etmede güçlük, dikkat gerektiren görevleri sürdürememe, eşyaları sık sık kaybetme, unutma, uzun süre hareket etmeden duramama, sürekli konuşma, hareket etme, yerinde duramama, sabırsızlık, sıra beklemede zorluk, ilgileri çok çabuk başka şeylere kayar, ani kararlar verme, organize olmada zorluk yaşama DEHB’nin belirtilerindendir.

tik.jpg

TİK BOZUKLUKLARI

 

Tikler yarı istemli kas spazmlarıdır. Bir kas grubunda ani ve aralıklı seyirmelerden oluşurlar. En çok dikkati çekenler göz kırpma, koklama, yüz buruşturma, omuz hareketleri ve baş hareketleridir. Yüz , kollar, bacaklar veya gövdede istemsiz hareketler; sık sık, hızlı ve tekrarlayıcı bir şekilde oluşan hareketler; kelimelerin tekrarlanan kullanımı; kekeleme; anormal yürüme paternleri; diş gıcırdatma ;yüz buruşturma; boğaz temizleme gibi belirtiler gösterir.

depresyon.jpg

DEPRESYON BOZUKLUKLARI

 

Depresyon; sosyal hayattan çekilme, içe kapanma, benlik saygısında azalma belirtileriyle kendini gösteren bir problemdir. Çocuk ve ergende depresyon sırasındaki gözlenen şikayetler genellikle şunlardır: Konsantrasyon ve dikkat bozukluğu, öğrenme güçlüğü, değersizlik düşünceleri, özgüvende problemi, çabuk ve sık ağlama, alınganlık, çevreye ilgide azalma, yalnızlık hissi, ders başarısında düşme, uyku bozuklukları, iştah değişiklikleri, eskiden zevk aldığı şeylerse mutlu olamama, oyun oynamada azalma, konuşmada azalma, kendine kızma, kendini beğenmeme, kolay sinirlenme, gece korkuları, alt ıslatma sık hastalanma  (bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle)

ayrılma.jpg

AYRILMA KAYGISI BOZUKLUĞU

 

Ayrılma kaygısı; çocuğun anne ya da annesi modelindeki kişiden ayrılması sonucunda yaşadığı yoğun kaygı durumudur. Bu çocuklar annelerinden ayrıldıklarında aşırı derecede huzursuzluk ve üzüntü duyarlar. Çocukta gözlemlenen ayrılma kaygısı belirtileri farklılık gösterebilir. Evden ya da bağlandığı başlıca kişilerden ayrılacak gibi olduğunda ya da ayrıldığında hep aşırı tasalanma görülür. Ayrılma korkusundan ötürü, okula ya da başka bir yere gitmek için dışarı çıkmayı hiç istememe görülebilir. Bir ortamda tek başına kalmaktan ya da bağlandığı kişilerle birlikte olmamaktan, sürekli bir biçimde, aşırı korku duyabilirler. Yineleyici bir biçimde, ayrılma konusunu da içeren kabuslar görebilirler.

mutizm.jpg

MUTİZM

Seçici Konuşmamazlık (Mutizm), Çocuk/gencin çeşitli ortamlarda konuşuyor olmasına karşın, okul veya oyun grupları gibi konuşması beklenen toplumsal ortamlarda, konuşmayı her şart altında reddetmesi durumudur. Çocuk, çeşitli ortamlarda konuşurken, konuşması beklenen sosyal ortamlarda (okul, arkadaş çevresi gibi) konuşmaz. Bu zorluk, bir iletişim bozukluğuna veya psikotik bir sürece bağlı değildir. Ancak yine de çocuk, belli ortamlarda konuşurken, farklı sosyal çevrelerde hiç konuşmaz.

yaygın kaygı.jpg

ÖZGÜL FOBİ

Fobi terimi genel anlamda bir nesne, olay ya da durumdan aşırı korkma olarak tarif edilebilir. Özgül fobide ise belirli bir nesne ya da duruma karşı, panik oluşturacak derecede yoğun bir korku hali söz konusudur. Fobik uyaranla karşılaşmaktan kaçınma ve kaçınmanın mümkün olmadığı durumlarda ise fobik uyarana ancak aşırı sıkıntı duyularak katlanabilme belirtileri vardır.
Özgül fobi tanısı koyabilmek için yaşanan korkunun belirgin derecede sıkıntı oluşturması ya da toplumsal işlevselliği bozacak kadar şiddetli olması gerekmektedir. Fobi; korkulan nesne, eylem ya da durumdan bilinçli kaçınma ile sonuçlanan kişinin mantıksız olduğunu bildiği bir korkudur. Ancak çocuklar, korkularının mantıksız olduğu bilincinde olmayabilirler. En sık görülen hayvan ve böcek fobisidir. Fırtına, sel gibi doğal afet fobisi; kan aldırma ya da yara görme fobisi; yükseklik, kapalı alan, toplu taşıma gibi durumluk fobiler; kusma, bir film kahramanından korkma gibi çeşitleri vardır.

sosyal fobi.jpg

SOSYAL FOBİ

Çocuk ve ergenlerde sosyal fobinin temel belirtileri, erişkin ya da kendi akranı kim olursa olsun yabancılarla ilişki kurmaktan kaçınmadır. Sosyal fobili çocuk yabancı çevrede, yabancıların bulunduğu ortamlarda şiddetli bir kaygı, sıkıntı, huzursuzluk ve utangaçlık duyar.  Çocuk ve ergenlerde sosyal fobinin belirtileri şunlardır: Derslerde söz almaktan, tahtaya kalkmaktan kaçınırlar. Girişkenlik, atılım, güven ve cesaret isteyen etkinliklerden kaçınırlar. Sorumluluk gerektiren işlerden uzak dururlar. Bir konuşmaya katılma ya da bir konu açıp konuşma başlatmaktan kaçınılır. Yetişkinlerden ve müdür, öğretmen gibi otorite sahibi bireylerden uzak dururlar, konuşmak istemezler.  Başkalarının yanında yemek yeme, genel tuvaletlere gitme, telefonda konuşma, fotoğraf çektirme gibi eylemlerden kaçınırlar.

panik.jpg

PANİK BOZUKLUK

 

Panik atak, kişide ansızın kendini gösteren, belli bir duruma bağlı, fiziksel etkilerle birlikte görülen büyük bir korku şeklidir.  Çocuk ve ergenlerde panik atak belirtileri; kalp çarpıntısı, yoğun korku, endişe, ölüm korkusu, nefes darlığı, kontrol kaybı korkusu, titreme, bulantı, sersemlik, bayılacakmış hissi, üşüme veya sıcak basması gibi çeşitli şekillerde görülür. Panik bozukluk yaşayan kişilerin pek çoğu kendilerini güvende tutmak için dışarı çıkmaktan ve sosyal aktivitelerden kaçınma davranışları gösterirler. Çocuklarda dışarı çıkmaktan kaçınma sıklıkla okula gitmekten ya da dışarı çıkmaktan kaçınma olarak ortaya çıkar.

yaygın kaygı.jpg

YAYGIN KAYGI BOZUKLUĞU

 

Yaygın kaygı bozukluğu olan çocuklar sürekli huzursuz, kaygılı, gergin, çabuk öfkelenen, sinirlenen, bir türlü rahat olamayan veya rahatlatılamayan çocuklardır.  Çocuk ve ergenlerde yaygın kaygı bozukluğu; farklı durum ya da etkinliklerle ilgili yoğun kaygı yaşama olarak görülür. Kaygı yaşadıkları durumla ilgili sürekli huzursuzluk, kolay yorulma, odaklanmakta güçlük çekme ya da zihnin boşalmaması, kolay kızma, kas gerginliği, uyku bozukluğu(uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük çekme gibi belirtiler görülür.

okb.jpg

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK

 

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), genellikle ergenlik ve genç erişkinlik döneminde başladığı bilinse de  çocukluk çağında da başlayabilir. Halk arasında 'takıntı' ya da 'saplantı' olarak bilinen obsesyonlar, kişinin aklına istemsiz bir biçimde gelen, rahatsız edici, sürekli ve yineleyici düşüncelerdir. Bu düşüncelerin yarattığı sıkıntıyı azaltmak için başvurulan belirli bir düzende yapılmaya çalışılan davranışlara da kompulsiyon denmektedir.  Çocuklar yetişkinlerden farklı olarak; obsesyon ve kompulsiyonlarının aşırı ve anlamsız olduğunun farkında olmayabilirler. Çocuk ve ergenlerde görünümü genellikle erişkinlerdekine benzerlik gösterir. Yıkanma, kontrol etme ve sıraya koyma davranışları çocuklarda sık görülür. En sık görülen belirtiler, bulaşma korkuları ve el yıkama ve kaçınmadır. Anne babaya onaylatma ihtiyacı, sayma, düzenleme, dokunma kompulsiyonları da yaygındır. “Tam doğru” olana kadar yapma çabası (sessizce dua etme, belli kelimeleri tekrarlama, belli bir şey düşünme) biçiminde de olabilir.

unnamed (3).jpg

BEDEN ALGISI BOZUKLUĞU

 

Beden algısı bozukluğu, kişinin vücudundaki görünümle ilgili hayali bir kusur ile aşırı ölçüde uğraşmasıdır. Kişide, küçük bir kusur varsa bile, ortaya çıkan sıkıntı kusura oranla çok şiddetlidir. En sık üzerinde durulan vücut bölgeleri, görülme sıklığına göre yüz, saçlar, burun, cilt ve gözlerdir.

biriktiricilik.jpg

BİRİKTİRİCİLİK BOZUKLUĞU

Biriktiricilik; gerçek değerinden bağımsız olarak, kişinin sahip olduğu nesneleri saklaması gerektiğini düşünmesi, elden çıkarmakta ya da onlarla ilişkisini kesmekte sürekli olarak güçlük çekmesi ve söz konusu nesnelerin birikerek yaşam alanlarını kaplaması ile kendini gösterir.

saç yolma.jpg

TRİKOTİLLAMANİ

Göze çarpar derecede saç kaybıyla sonlanacak şekilde kişinin kendi saçlarını tekrar tekrar yolmasına trikotillomani denir. Eğer kişi, saç yolma dürtüsünü ertelemeye ya da durdurmaya çalışırsa gittikçe artan oranda gerginlik hisseder. Saçlarını yolduğunda ise bir haz, rahatlama ve doyum duygusu yaşar. Herhangi bir cilt hastalığına bağlı olmayan bu durum, ilerledikçe kişinin yaşamını olumsuz etkileyen bir hal alır.

unnamed.jpg

DERİ YOLMA BOZUKLUĞU

 

Deride berelenme ile sonuçlanan yineleyici deri yolma davranışıdır. Deri yolma kişinin çok zamanı harcamasıyla ve sürekli olarak uğraşmasıyla birlikte klinik olarak belirgin sıkıntıya ya da toplumsal alanlarda işlevsellikte düşmeye neden olur. Stres, anksiyete, negatif düşünceler yaşayan bireylerde görülebilir. Dermatolog uzmanın da görmesi gerekmektedir. Bunun yanında, sebep olan duygu durumla ilgili ilaçla tedavi yanında psikoterapi uygulanması en uygun tedavi yöntemidir.

unnamed (2).jpg

TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) olaydan sonraki birkaç hafta içinde ortaya çıkabileceği gibi yıllar sonra bir tetikleyici unsur ile de ortaya çıkabilmektedir. Travma yaşayan her birey stres belirtileri gösterir ve bir süre sonra belirtilerin azalarak iyileşmesi beklenir. Ancak bazı durumlarda çocuklar travmatik olaydan 3-6 ay sonrasında bile olumsuz etkileri gösterir.  fiziksel veya cinsel istismar; trafik kazaları savaş; terör saldırıları, bomba patlamaları; beklenmedik ölümler; evlat verilme; olumsuz boşanma; ölümcül hastalık teşhisi; kaçırılma, işkence, tartaklanma; duygusal istismar, ihmal, zorbalık gibi travmatik olaylar travma sonrası stres bozukluğuna sebep olabilir.  Olay ile ilgili düşünce ve anıların ani ortaya çıkışları, durumu hatırlatıcı şeylerden kaçınma, durum sonrasında olumsuz düşünceler veya ruh hali, devamlı kaygı veya kaygının fiziksel belirtilerinin olması travma sonrası stres bozukluğunun belirtileridir.

depresyon.jpg

AKUT STRES BOZUKLUĞU

 

Akut stres bozukluğu, travmatik bir olaydan hemen sonra başlayan ve  en fazla 1 ay boyunca devam eden; tekrarlayan anı ve kabuslar, yabancılaşma, kaçınma ve kaygı problemleriyle görülür.  Travmatik olay; ölümle karşılaşma, ağır yaralanma, cinsel ya da fiziksel saldırıya uğrama olabilir. Yineleyici anılar, olayın tekrarlanmasıyla ilgili kaygılanma, travmatik olayla ilgili düşünce, nesne ya da etkinliklerden uzak durmaya çalışma, uyku bozukluğu, odaklanma sorunları, öfke patlamaları akut stres bozukluğunun belirtileridir.

unnamed (4).jpg

DAVRANIŞ BOZUKLUĞU

 

Herhangi bir davranışın çocuk ve ergenlerde davranış bozukluğu olarak adlandırılabilmesi için o davranışın, çocuğun yaşına uygun olmaması gerekir ve günlük hayatı aksatacak yoğunluk ve sıklıkta görülmesi gerekir. Davranış Bozukluğu;  Başkalarının haklarını ihlal eden ya da yaşa özgü sosyal normları göz ardı eden davranış kalıbı sergilemek, kasten kuralları çiğnemek, insanlara veya hayvanlara karşı saldırganlık ve mülk tahribi, yalan söylemek ve hırsızlık yapmak, kuralların ihlali şeklinde görülür.
 

Çocuk ve ergenlerde görülebilen davranış bozuklukları şunlardır: saldırganlık ve öfke patlamaları, başkasının eşyasını izinsiz sahiplenme, yalan söyleme, parmak emme, saç koparma, tırnak yeme, altını ıslatma, kendine ya da başkasına zarar verme, evden ya da okuldan kaçma.

anoreksiya.jpg

ANOREKSİYA NEVROZA

 

Anoreksiya nevroza, kilo almaya karşı duyulan aşırı korku ve vücut algısındaki bozulma, vücut görünümüne aşırı hassasiyet nedeniyle kişinin kendini açlığa mahkum etmesidir. Kişi kendini aç bıraktığı gibi aşırı egzersiz yoluyla da kilo alımını engellemeye çalışır. Kişi zayıf bile olsa kendini zayıf görmez. Aşırı açlık nedeniyle depresif belirtiler ve bilişsel güçlükler/konsantrasyon sorunları ortaya çıkar. Anoreksik bireyler devamlı yeme ve yiyecek ile ilgili düşüncelere saplanırlar; bu kişilerde kendileri yemedikleri halde diğerlerine yedirme, çiğneyip tükürme, yiyecek saklama gibi davranışları sıktır.

bulimia.jpg

BULİMİA NEVROZA

 

Bulimiada da anoreksiyada olduğu gibi kilo almaya karşı korku ve vücut algısında bozulma /vücut görünümüne aşırı hassasiyet vardır. ancak bulimiada gıda alımını kısıtlanmaz. Bu kişiler aşırı yemek yiyip, yemeleri bitince de pişmanlık ve depresif duygular hissederler ve kilo almamak için düzeltici davranışlar yaparlar. Bu davranışların en sık görüleni kendini kusturmadır, ancak müshil alımı veya aşırı egzersiz de görülebilir. Kişi, ne kadar zayıflasa da kendini yeterince zayıf bulmaz ve kilo almaya karşı korkusu devam eder.

tııkınırcasına.jpg

TIKINIRCASINA YEME BOZUKLUĞU

 

Normal bireylerin yiyebileceğinden çok daha fazlasını kısa süre içinde yeme, aşırı yeme bozukluğudur. Yiyecek miktarı üzerinde kontrol problemi yaşanır. Anoreksiya ve bulimiadan farkı ise; kişi aşırı yedikten sonra yediklerinden kurtulmak için kendini kusturma, aşırı egzersiz gibi yöntemler kullanmaz. Genellikle bu yeme bozukluğunun sonucu obeziteye dönüşür.

pika.jpg

PİKA

 

Pika, kişinin normalde yenmeyecek maddeleri sürekli yemek istemesi şeklinde görülür. Yaşa göre yemek istenen şeyler değişiklik gösterebilir. Çocuklar; tutkal, hayvan dışkısı, kum, böcek, yaprak veya taş gibi maddeleri tüketirken, genç ve yetiksinler ise kil, çamaşır deterjanı ve toprak gibi maddelere yönelebilirler.

enurezis_.jpg

İDRAR KAÇIRMA-ENÜREZİS

Beş yaşın üstündeki çocuklar, gece veya gündüz haftada iki kereden fazla idrar kaçırıyorsa enürezis problemi düşünülebilir. Aile içi iletişim,  çocuğun bulunduğu çevreyle olan iletişimi, çocuğun alıştığı ortamdaki değişiklikler, travmatik bir olay enürezisi etkileyebilecek durumlardır. Altta yatan psikolojik sebeplerin araştırılması için psikiyatrist ile görüşülmeli ve gerekli tedavi yöntemi uygulanmalıdır.

unnamed (1) - Kopya.jpg

DIŞKI KAÇIRMA-ENKOPREZİS

 

Dört yaşın üstündeki çocuklar, en az üç ay süreyle ayda bir kez dışkı kaçırıyorsa enkoprezis problemi düşünülebilir. Birçok çocuk, bir kardeşin doğumu, yeni bir eve taşınma, anne babadan ayrılma, yakın arkadaş kaybı, beklenmedik bir okul başarısızlığı gibi travmatik olaylar neticesi enkoprezis yaşayabilir.