HAYIR DİYEBİLMEK

Açı doyurduğumda, hakareti affettiğimde, düşmanımı sevdiğimde…Bunlar güzel erdemler.

Fakat ya dilencilerin en fakirinin, suçluların en gaddarının da…Kendi içimde olduğunu fark edersem?

Ya şefkatime en muhtaç kişinin, sevilmeye en muhtaç kişinin, kendim olduğunu fark edersem?

O zaman ne olacak?

                                                                                                                     Carl Gustav Jung

HAYIR DİYEBİLMEK…

Hayır diyebilmek bir başkasına, çoğumuz için ne kadar mümkün? Hayatınızı ne kadar kendinizinmiş gibi yaşıyorsunuz? Birçok psikolojik rahatsızlığın temelinde ‘HAYIR’ diyememek var desem ne düşünürsünüz?

Yeni kuşak ebeveynler çocuklarına hayır deme konusunda oldukça sorunlu. Bu nedenle muhtemelen yeni bir psikolojik bozukluk türü tanımlanacak pek yakında. Haz odaklılık hastalığı gibi bir şey olabilir bu hastalığın adı. Çocuklarımızı haz odaklı yetiştirerek ellerinden dayanıklılıklarını almış oluyoruz. Nasıl mı? Her istediği olan, ‘Hayır’ sözcüğünü duymadan büyüyen çocuklar daha sonra yaşamın güçlükleri karşısında çaresizlik içinde kalacaklar-kalıyorlar da..

Ne oluyor da hayır diyemiyoruz? Bu sorunun onlarca yanıtı var elbette.. Ölüm korkusu, depresyon, kaygı bozuklukları gibi hastalıklar, kendi yaşamlarını yaşayamamış insanlarda daha çok görülür. Kendi yaşamını yaşamamak da ne demek diye sorabilirsiniz. Hayır diyemeyen insanlar diğerleri tarafından reddedilmekten korkuyor olabilir, insanlar onları terk edebilir, ilişkileri daha kötü bir noktaya sürüklenebilir. Herkes tarafından sevilebilmenin en kolay yolu ‘evet’ demektir. Siz fark etmeden ağır bedeller ödersiniz, en kolay kendi yaşamımızdan vermektir bazen.

Hayır diyemediğiniz zaman kendinize olan saygınız azalır. Kendinize olan saygınız azaldığında da geriye ne kalır? Bu kez kendinize öfkelenirsiniz, öfkeniz başınızı ağrıtır, midenizi bulandırır, sonra da yavaş yavaş çökkünlük başlar. Bu çökkünlük bazen panik atak nöbetleri halinde bazen de her şeyi kontrol etmeye çalışacağınız takıntı bozukluğu haline dönüşür. Hastalandığınız zaman bedeniniz ve ruhunuz size bir sinyal veriyordur aslında. Bu sinyali doğru yorumlarsanız hastalık da dönüştürücü olabilir sizin için. Yaşamınızda neyin yolunda gitmediğini anlayabilirsiniz.

Bizler hayır demeyi beceremediğimizde çoğu zaman etrafımızdaki insanlar için konforlu oluruz. Özellikle iş ortamında en çok çalışan ve dolayısıyla en makbul olan eleman olabilirsiniz kolaylıkla. Ardından daha da çok çalışırsınız hep çok çalışırsınız. Sahip olduğunuz değeri (!) kaybetme riski vardır çünkü.

Kişisel ilişkilerinizde de hep evet diyen biri olursanız, lütfen diğerlerine kızmayın. Onlar sizi başka türlü bilmiyor. Hiç olumsuz geribildirimde bulunmadınız ki! Neyi istediğinizi ya da neyi istemediğinizi ortaya koymadınız ki! Sorumluluk almaktan kaçıyor olabilir misiniz?

Bazen korkularımız yüzünden mükemmel eş mükemmel arkadaş, çocuk ya da ebeveyn oluruz. Ne istediğimizi söylediğimizde kimse kalmayacak yanımızda diye korkarız.

Hayır diyemediğimizde edilgen davranmış oluruz, edilgen davrandığımızda ise kendimizi çaresiz hisseder ve yaşamımızın kontrolü bizde değilmiş gibi hissederiz, ya da diğer insanlar benden daha önemli diye düşünürüz. Başkaları kendi yaşamları üzerinde denetim kurabilir ama siz kuramazsınız.

Karşınızdaki kişiye hayır demek istediğiniz her şeyi yapabileceğiniz anlamına gelmez. Kendi davranışlarınızın sorumluluğunu taşıyıp ne yapıp yapmayacağınıza sizin karar vermeniz demektir.

Sizi, kendinizi doğru biçimde ortaya koymanızı sağlayan engellerin çoğu, kendi inançlarınızdan kaynaklanır.

NE YAPMAYA YA DA YAPMAMAYA HAKKINIZIN OLDUĞUNA İLİŞKİN, SİZE BENİMSETİLMİŞ OLAN KURALLARA, SİZ KENDİNİZ İSTEYEREK UYARSINIZ.

Kendi kendinize koyduğunuz söz konusu ölçülerin en doğru olan olmadığına inanmak sizi özgürleştirir.

İnsanlar bizim düşüncelerimiz, duygularımızı ve davranışlarımızı yargılayabilirler.. Ancak herkes kendisinin yargıcıdır.

Kendinizi diğerlerine haklı göstermek zorunda değilsiniz, haklı değilseniz onların isteklerine boyun eğmek zorunda kalacağınız düşüncesi doğru değildir. Kendinizi haklı çıkarmak zorunda değilsiniz. Çevrenizdeki herkesin ölçülerine göre yaşamak zorunda değilsiniz.

Önemli bulduğunuz herkes tarafından her zaman sevgi ve kabul görmek zorunda da değilsiniz. Bunu isteyebilirsiniz sadece.

Dünya bizim istediğimiz gibi olmak zorunda değil, bunun aksini düşündüğümüzde mutsuz oluruz. Dolayısıyla değiştiremeyeceğimiz gerçeklere katlanmak zorundayız.

Bunları fark edebilirsek ‘Hayır ‘ diyebilmemiz kolaylaşır.. Kendimizi ortaya kayabilmek hayır diyebilmek öğrenilebilir bir beceridir.

En büyük ihanet insanın kendisine yaptığı ihanettir; kendisini yok saymasıdır….             

Uzm. Psk. Saime Çağlı