SOSYAL MEDYA VE PSİKOLOJİ

Sosyal medya kullanıcılarına sınırsız ve çok hızlı bir şekilde güncel bilgi ve haber ulaştırmaktadır. Dünyada 750 milyonu aşkın kişi, Türkiye’de ise 31 milyonun üzerinde Facebook üyesi var olup, facebookta dünyada 5. sıra, twetterda ise 10. sırada yer almaktadır.  İnsanlar sosyal paylaşım ağları sayesinde araştırma, sorgulama, tartışma gibi becerilerini geliştirebilirler.  Facebook eklentileri ve uygulamaları bireylerin eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini desteklemeye yardımcı olmaktadır.  Eğitimsel bir amaçla kullanılan sosyal paylaşım siteleri öğrenci-öğrenci ve  öğretmen-öğrenci arasında iletişim kurmayı ve düzenli olarak iletişimde kalmayı sağlayacaktır.  Ortak amaçlara yönelik olarak bu tür sitelerde oluşturulan gruplar sayesinde ortak ihtiyaçlara yönelik paylaşımlar yapma olanağı bulunacaktır. Meslektaşlar arasında kullanılan sosyal paylaşım ağları sayesinde deneyimler aktarılacak böylece mesleğe yeni başlayanlar için de bir rehberlik yolu açılmış olacaktır. Sosyal paylaşım siteleri sayesinde bazı firmalar ve markalar son derece geniş bir reklam ağına sahip olmaktadırlar. Bu kadar yararlı olmasına karşın kullanım süresi ve şekline bağlı olarak insan hayatını olumsuz etkilemektedir. Bağımlılık, öğrenme bozuklukları, kişilik oluşumuna olumsuz etkiler, sinirlilik , depresif bulgular , iletişim bozuklukları en sık karşılaşılan sorunlardır.

Yapılan psikolojik araştırmalar, Facebook’ta uzun vakit geçiren kişilerin daha sinirli, depresif ve saldırgan olduklarını göstermektedir. Birçoğumuz sosyal ağlarda paylaştığımız bir gönderinin beğenilip, beğenilmeyeceği; nasıl yorumlanacağı gibi kaygılar yaşayabiliriz. Tabii ki bunlar psikolojik bir sorun seviyesinde değildir ancak aşırı kullanımlar, kişinin sosyal ağlardaki çok basit davranışlarının sonucundan büyük kaygılar duyması gibi sonuçlar doğurabileceğinden, anksiyeteye sebep olabileceği düşünülmektedir.

Öğrenme derin düşünme ve yaratıcılığı gerektiren bir süreçtir. Bilgiler koşullanma yolu ile öğrenilir. Verinin içselleştirilip o bireyin zihin süzgeçlerinden geçip özgün bilgiye dönüşmesi gerekir. Sosyal medya kullanımı ile karar verme yetisi risk altında olup zihin sürekli yeni veri ve bilginin peşinde hızlı bir koşuda olduğu için ayrıntılı düşünememektedir. Öğrenme, hafızada bilgiyi saklama, beyinde protein yapımı ve zaman gerektiren bir süreçtir. Sosyal medya kullanımında beyin ilk kullanımlarda uyarılır, dolayısıyla kullanıcılar ödül devrelerini aktifleştirmek için sürekli bu sitelerde vakit geçirirler. Ama tabii bunun bir de negatif yönü var: Beyin bu ödüllendirilmeye o kadar odaklanır ki, başka şeylere odaklanmakta zorlanır. Bir bilginin öğrenilmesi için dikkat önemli bir faktördür Dikkat eksikliği tanısı almış kişilerde odaklanma sorunu daha sık görülmektedir . Sosyal medya öğrenme problemleri beraberinde kişilik gelişimini de olumsuz etkilemektedir— Hollandalı psikolog Paul Kirschner   ders
çalışırken bir yandan da ara ara Facebook sayfasını kontrol eden öğrencilerin
oldukça başarısız olduğunu tespit etmiştir. Kirschner yaptığı çalışmada,
Facebook kullanıcılarının not ortalamasının 5 üzerinden 3.06 olmasına rağmen
Facebook kullanmayanların ortalamasının 3.82 olduğunu tespit etmiştir.
İnsan davranışlarının belli bir amaca yönelik olduğunu düşünen ünlü psikolog Maslow’a göre insanlar doğdukları andan itibaren “kendini gerçekleştirme” çabasıyla yaşamaktadır. Kendini gerçekleştirmek, kişinin belirlediği hedefe ulaşması anlamına gelmektedir. Her insanın hedefi ve hayattan beklentisi farklıdır. Buna ulaşabilmek için Maslow beş basamaktan oluşan bir “ihtiyaçlar hiyerarşisi” öne sürmüştür. Bu basamaklar sırasıyla, fizyolojik, güvenlik, sevgi, saygı ve kendini gerçekleştirme ihtiyacıdır. Bizim üzerinde duracağımız nokta, dördüncü basamaktaki, saygı/saygınlık ihtiyacıdır. Bu ihtiyacın karşılanması itibar, başarı, yeterli olmak ve başkalarınca benimsenip tanınma yoluyla gerçekleşmektedir. İnsanın kendi benliğini gerçekleştirebilmek için ulaşması gereken son adımdan bir öncesi budur. Yani kişinin beğenildiğini, kabul gördüğünü anlaması gerekmektedir. Günümüzde sosyal medyanın etkisi ile bu basamakları yok sayarak ,  sadece facebook veya twitterda yer almak , takip eden sayısının fazla olması, yapılan yorumlar kişinin kendini gerçekleştirmesi olarak görülmektedir.Özellikle ergenler bir anda ünlü gibi hissederler , yada ünlü birine benzemek için onu gibi giyinir,onun gibi davranırlar.Günümüzde tek tip giyinen bu kadar çok gencin olması bu tezi desteklemektedir. 2008 yılında yaptıkları araştırmada, Facebook’a
çok fazla güncelleme yapanların narsist eğilimde olduğu sonucuna varmışlardır.
Narsistik eğilimin, uzun süreli sağlıklı ilişki yeteneksizliğini beslediğine
dikkat çekmişlerdi.

 

Sosyal medya ve ağlar uzun süreli ve aşırı bir şekilde kullanıldığında kişi üzerinde narsist eğilimlerin baş göstermesine sebep olmaktadır. Bilindiği üzere narsistik, bir kişilik bozukluğu olup, narsist kimseler sürekli ilginin kendi üzerlerinde olmasını isteyip, diğer insanlara karşı aşağılayıcı ve egoist bir tavır içerisine girmektedirler. Sosyal ağların kişi üzerinde oluşturduğu her paylaştığı girdinin beğenilmesi güdüsü, bu tür eğilimlere sebep olmakta ve kişi günlük hayatında da sürekli takdir edilmeyi, beğenilmeyi çevresindeki insanlardan beklemektedir.

 

 

(üstteki   grafik; kişilik bozukluklarından narsizm, ADHD (dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) ve stalking (bir kişiye rahatsız edercesine takip etmek, hakkında her şeyi bilmek istemek) ile sosyal ağlar arasında ilişki kurmaktadır. Tabii ki böyle doğrudan bir ilişkilendirme yapmak doğru olmayabilir ancak yatkınlık bağlamında değerlendirmek bize fikir vermesi açısından doğru olacaktır.)

Sosyal medya aracılığı ile çocuklar erken yaşta tehlikeli bilgilere ulaşabiliyor ve bir çok riskle karşılaşabiliyorlar. Çok sayıda cinsel istismar olayına da tanık oluyoruz:Çocuklar bir çok chat odasına girebildikleri için cinsel olarak, duygusal olarak istismara açık oluyorlar .Bu durum sadece çocuklarda sınırlı değil, birçok yetişkinde soysal medya aracılığı ile isitismara uğruyor. Gazetelerin üçüncü sayfalarında internetten tanıştı diye başlayan cinayet, tecavüz, şantaj haberlerini  okuyoruz. Yeni suçlar türedi.Aldatma nedeni ile boşanma oranları arttı.İnternet suçlarından korunmak için yasalara, kendimizi korumak için kurallara ihtiyacımız var.Anne ve babaların araştırma sonuçlarını iyi değerlendirmeleri ve çocuklarını bilgilendirmeleri önemlidir.

Eğer sanal iletişim canlı iletişimin çok üstüne çıktıysa yanlış yoldasınız. Yaşamı kaçırmak bir yana, gerçekle olan bağlantınız kopabilir.

Varlığımız sadece sanal ortamda ise varlığımızı sorgulamamız gerekir.

Sosyal medya kullanımı konusunda insanlar bilinçlendirilmeli ve sosyal medya bir araç olarak kullanılmalıdır. Ülkemizde araçtan çok amaç halini almıştır.